nereden geliyoruz?

Modern: Bir sıfat; 17. yy’dan itibaren, “YENİ” anlamında kullanılan MORDERNUS’tan türemiştir. 19. ve 20. yy’daki kullanıldığı anlamı Jean-Jacques Rousseau belirledi: “MODERNISTE” (1761). (1) Hatalı olarak, ASRİ ve ÇAĞDAŞ (contemporary) anlamında da kullanılmakta. MODERN TIMES (yeni zamanlar) bir ruh haline, duruma refere eder. Modern “çalkantı” ve “gerilim”den doğar!

Modernleşme: Modern hayatın ( Yeni Çağ’ın) sürekli bir “OLUŞ” (yıkım ve inşa) halinde yaşanmasına neden olan süreçlerdir: Rasyonel düşünme; büyük keşifler, sanayileşme, demografik altüst oluşlar, kentleşme, kitle iletişim sistemleri, ulus-devletlerin doğuşu, kitlesel toplumsal hareketler, kapitalist dünya pazarı … vb.

*Modernleşme süreci de tarihin kalıntılarının atılıp, akıl ve bilimin izinde daimi bir aydınlanmaya yol almaktır, bu durumun sürekliliğidir.

Modernite / Modernlik hali (Modernity; the condition of modernity): Modernleşme karşısında yaşamın sunduğu imkanlar ve zorluklara ilişkin bir deneyim tarzı veya yığını. Modernleşmenin birey üzerinde yarattığı etkiler : sürekli parçalanma ve yenilenmenin, mücadele ve çelişkinin, belirsizlik ve acının girdabı. Bizlere serüven, güç, coşku, gelişme, kendimizi ve dünyayı dönüştürme olanakları vaat eden ; ama bir yandan da sahip olduğumuz herşeyi, bildiğimiz herşeyi, olduğumuz herşeyi yok etmekle tehdit eden bir ortamda bulmaktır kendimizi. Marx’ın deyişi ile “katı olan herşeyin buharlaşıp gittiği” bir evrenin parçası olmaktır. Sürekli olarak herşeye şaşırmak ve herdaim yabancı olmaktır. (2) (3) (4)

Modernlik bir duruma, “an”a tekabül eder; geçiciliği, “şimdi”yi işaret eder. (5)(*Postmodern düşünceye de ön ayak olarak kabul edilebilecekCharles Baudelaire)

Öte yandan modernlik “kent”e, “büyük şehir”e, “metropol”e özgüdür. Geleneğin devam ettiği kırda, taşrada, köyde yeşeremez. (6 ) (7 )

Modernliğin kabaca üç evresi vardır:

  1. Kabaca 16.yy başlarından 18.yy başlarına
  2. 1789 Devrimi _ 19. yy sonu
  3. 20. yy —

(8)

Modernizm (Modernism): Dünya-tarihsel süreçler, insanları modernleşmenin nesnesi olduğu kadar özneleri de yapmayı, onlara kendilerini değiştiren dünyayı değiştirmek için güç vermeyi, onları girdaptan çıkartıp bunu kendilerine maletmeyi amaçlayan çeşitli görüşi düşünce ve değerlerdir. Kısacası modernleşmeye verilen cevaplar, tavırlardır. En belirgin tavrını, edebiyat, resim, mimari vb. sanat alanlarında göstermiştir. Mimarlıkta ise tek bir modernizm yok ( Her tarihçi farklı kişileri saptar). Daha çok modern hareket denilen bir demet cevap var. Her -ism gibi kurgulanmış, gelip geçici, belirli bir grup tarafından benimsenmiş, hatta manifestolaro / bildirileri olan ortak sanatsal tavır.

Modern Hareket (Modern Movement)

  • Cubism
  • Futurism
  • *Art Nouveu (FR.) (TR.)
    • Modernista (Spain)
    • Sezession (Austria)
    • Arte Liberte (Italy)
  • Chicago School
  • Glasgow School
  • *Arts and Crafts (Great Britain, USA, Germany) – Early Modernism
  • *DE Stijl – Early Modernism
  • *Werkbund – Early Modernism
  • *Bauhaus School (Weimar, Dessau, Chicago) -Modernism
  • *International Style / Universalism – Modernism
    • Adolf Loos – New objectivity
    • Peter Behrens
    • Walter Gropius
    • Mise van der Rohe – Abstract / Minimalism
    • Alvar Aalto – Tradition / Contextualist
    • Frank Lloyd Wright – Tradition / Natural / Contextualist
    • Le Corbusier – Functionalist / Purist / Universalist …
    • Luis Barragan – Poetic
    • Gunnar Asplund – Tradition

“MODERN” BİREYİN İNŞAASI

Genel Karakteristikler / Yaklaşımlar: Özgürleşme, Rasyonelleşme, Bireyselleşme, Yabancılaşma, Uzmanlaşma, Algı ve Zihniyet Değişimi

Bitmeyen istek – ÖZGÜRLEŞME

  • Antikite’den beri en önemli kavramlardan biri. Antik Yunan’da “özgür” olan vatandaş, yani insan sayılıyor. Ötekiler barbar veya köle.
  • Ortaçağ’da özgürlük, dışsal olandan içsel olana dönüşür: “ruhani kurtuluş”a. Kurtuluş ancak “iman”la ve “tefekkür”le (zihinsel düşünme ve kavrama) mümkün. (Skolastik öğreti!)
  • 17.yy ilk yarısı, Descartes “Düşünüyorum, öyleyse varım”. Aklın/Düşüncenin özgürlüğü yaygın. Aydınlanma (enlightment) ! Platon’un mağara örneğinde ışık ve zincirlerden kurtulma ilişkisi, tüm Aydınlanma sürecinin ana metnini oluşturur. (*Ayrıca bknz: Spinoza)
  • 1789 Fransız devrimi ile özgürlük konsepsiyonuna siyasi anlamda bir “hak” özelliği eklenir. (Fransız Devrimi Delacroix)
  • 19.yy Romantizminde yaygın tema doğa x insan karşıtlığı. Doğa bilinmezliği ile aynı zamanda kaçmayı, macerayı, keşfetmeyi, kısaca özgür olmayı vaat eder. (Keşifler, sömürgecilik ..vb)  (Caspar David Friedrich) (9)
  • 19. yy siyasal ve ekonomik yapının değişimi. Çökmekte olan İmparatorluğun tebaası yerine ulus-devletlerin eşit ve özgür bireyleri oluşur. (Özgürlükleri başkalarına zarar vermedikleri sürece kanunlarla güvence altına alınmıştır.) Çöken aristokrasi sınıfı yerine egemen olmaya bşaalayan burjuva sınıfı. Kapialist piyasanın olgunlaşması : özgürlük ve diğer etik kavramlar malik olunanla yani mülkiyetle ilişkili olur (Adalet mülkün temelidir — Para = Özgürlük) (10?) (11?) 
  • Bu arada tüm bu özgürleşme idealine karşıt olarak, 18.yy’dan başlayarak, M. Foucault’un deyimiyle “Büyük Kapatılma”nın oluşmaya başladığı görülür. Birçok hane oluşturulur: Hapis-hane, Hasta-hane, tımar-hane .. vb. (Panopticon) (*Disiplin toplumu – Fabrika)
  • Kapitalizmin azmanlaştığı 20.yy’da özgürlük, ağır çalışma temposu içinde sahip olabildiğin, kendine ayırdığın serbest zaman’a dönüşür. (*“Kapalı mekan”dan çıkıp, “borçları” ile özgürleştiği, açıldığı serbest zaman – Denetim Toplumu – Korporasyon)(*bknz: Gilles Deleuze >> Sociétés de controle L’Autre Journal, 1992, Paris. English – Denetim Toplumları – Ulus Baker Çevirisi)
  • Problem;
    • Özgürlük de, Goethe’nin iktidar’ı tanımlamak için kullandığı “doyurmayan ekmek”tir. Hep daha fazlası istenir ve bu yüzden kendi üzerinden kurgulanır (Bir öncekinden daha fazla) Bu noktada önemli olan, özgürlük olarak sunulan / kurgularının zaman içinde “kapatılma”ya, bir “basınca” dönüşme potansiyelidir. Modern yapısı gereği, gelenekselden kopuşu, tüm kısıtlamalar, kurallar ve baskılardan kopmayı vaadeder. Ancak her özgürleşme vaadi, bir kopuşu talep ettiği kadar, yeni bağımlılıklar, basınçlar yaratacak modelleri, kuralları da işaret eder.
    • 20. yy modern mimarlığının en temel motivasyonu özgürleşmedir: Yapım sisteminde, mekan kurgusunda, strüktüründe, bağlamında … vs. (Giedion) (Le Corbusier)

RASYONELLEŞME: 

Ortaçağın düşünce sistematiğinde (Skolastik) sorgulama, yani kuşku duymaya yer yoktur. Her tür bilgi senin içindedir. Yapman gereken tefekkür ile bunu keşfetmektir. Bir sonrakine aktarılan (geleneksel), eleştirel olmayan bir düşünce sistemi var. ( Gülün adı, Benim Adım Kırmızı). İlk sistematikleşme (Hiyerarşi anlamında) Aquina’lı Thomas tarafından geliştiriliyor. (Bknz: Erwin Panofsky – Skolastik Felsefe ve Gotik Mimarlık)

Max Weber’in tanımıyla modernliği ve modern bireyi tanımlayan en iyi kavram “büyü bozumu”dur. Mistik dünyanın yerini akılsal bilginin almasıdır.

Nietsche ise bu durumu, “Böyle Buyurdu Zerdüşt”te “Tanrı Öldü” olarak sloganlaştırır. Tanrısal olan yerine ratio’nun gelişini tarif eder.

17.yy’ın öncesinde, Ortaçağ’da ilk kez Occam’lı William “Tanrısal Bilgi” ile “Akılsal Bilgi” ayrımı yaparak bu yolu açar.

17. yy’ın en önemli felsefi kişiliklerinden biri, modern dünyanın babası: Rene Descartes ve onun mottosu “cogito ergo sum” dur. Burada:

  • Özne vurgusu: Felsefe tarihinde ilk kez 1. tekil şahıs olarak yazı yazan kişi. ( İng. I)
  • Reflexive (düşünümsel) düşünme: Kendi üzerine düşünmek. ( Düşündüğümü Düşünüyorum)
  • Kuşku (Kesinlik arayışı): “Varlığından kuşku duymayacağım tek şey düşünüyor olmam” Descartes.
  • Eleştirel: Bir öncekinden kuşku duyan ve yeniyi inşaa eden anlayış. Zaman içinde inşaa edilmiş olandan da kuşkulanmak. Sonsuz döngü (Bilimsel çalışmalar)

Reflexive (düşünsel) hal’i sürekli kılan Hegel’in Tarih anlayışıdır:

Geleneksel Tarih Anlayışı: Döngüsel / Değişim yok. Zaten herşey belirli: “ilahi kanun” “Ebedi zaman”

Çizgisel Tarih: Keşifler / Buluşlar, takvim, saat, gazete, vardiyalar

Hegel’in tarih anlayışı: 

  1. Tarihin hedefi var: ilerlemeci / yönelimli (Tarihi kahramanlar yapar > Dünya tini)
  2. Düşünümsellik : Kendi üzerine katlanır. (Yapma ve yıkma üzerine kurulu bir düzen)
  • “Yeni” (gelecek), geçmişle hesaplaşarak oluşur.
  • Modern sürekli yeni’yi inşaa eder (Bu anlamda “eski”yi de kurgular)
  • Sürekli olarak bir önceki “yeni”nin üzerine kurulan “yeni” bir aşinalığı da vurgular. 20.yy tümüyle şok etmeye dayanan (Bir öncekinden daha fazla, daha ilginç, daha radikal) Avant-garde (öncü) larla doludur. E. Hobsbawn’a göre 20.yy “Aşırılıklar Çağı” dır.
  • Modern mimarlık tarihi yazımı (historiography) gündelik ve sıradanla ilgilenmez; onun derdi farklı ve öncü olanlardır.
  • Kasılmalı / düşünümsel hareket kaptializm’in doğal yapısıdırç Aynı zamanda “Hem yapmayı, hem de yıkmayı” tanımlar. (12) (13

YABANCILAŞMA:

Ortaçağ’ın küçük ve surlarla çevrili kentinde “yabancı”; ya tüccarlar ya da başka kentten olandır ki ortağda kentler arasında yolcululuk pek yaygın değil. Kent içinde ise herkes “tanışıklık” içndedir. Bir cemaat gibi yaşam.

Ulaşım ve iletişim olanakları artıkça, uzak ve “egzotik” diyarlardaki bilinmeyen ve görülmeyen  toplumlar yakınlaşır. (Hindistan, uzakdoğu, İslam .. vb kısaca “Doğu” + Oryantalist bakış.) (Marco Polo, Binbirgece Masalları) (Ananas House)

Ortaçağ’ın birleşik organik yapısını, birbirleriyle ve dünya ile ilişkilerini Sanayi Devrimi parçalar, dağıtır.

Sanayi Devrimi, önce kentteki çıkrık makinaları ile başlar. Önce atölyelerde çalışacak işçi yoktu ve yüksek ücret verilerek tarım işçileri topraklarından koparıldılar. İlk kez makinalalarla karşılaşan çiftçiler hem edevatlara hem de yaptıkları işe yabancıydılar. Zamanla yüksek ücreti duyan başka çiftçiler kentlere akın ettiler ama icretler düşmüş ve yerlerine göçmen çiftçiler gelmişti. Kent ilk kez kalabalık insan yığınlarıyla (işsizlerle) doluydu. Kent birden birbirlerine yabancılaşan insanlarla dolmuştu. Kentin kendisi de herkes için tanıdık olmaktan çıkmış, gün be gün büyüyüp, değişen, “tanıdık” olmayan imgelerle dolmuş bir bulmaca, dev bir organizma gibiydi.

Modernleşmenin tüm değerleri yıpratıp yerine yenisine ikame ettirirken kişi dış dünyaya , hatta tüm nesnelere yabancılaşır. Modern bireyin nesneyle kurduğu ilişki de bu açıdan problemlidir. “Mesafe” mdoern bireyin temel bileşeni haline gelir. Mekan artık Antik Yunan’da olduğu gibi varlığımızı tanımlayan temel bir bileşen değil, deneyimlenecek (öznel), içinden geçip gidilecek, deneyim açısından tületilecek bir nesne durumuna ulaşır. Modern birey, artık nesneyle arasında kurduğu giderilemez mesafe nedeniyle, bir hemhal olma, bütünleşme yaşayamaz, herşeyi tüketir hale getirir. Sahicilik, hakikat, hale (aura) bir daha ele geçirilemeyecek biçimde yitirilmiştir. (20. yy bunu herseferinde aşmaya çalışır: modernizm, post modernizm – Adorno’nun “ev”in imkansızlığı)

Modern birey, modern hayatın giderek artan ritmi karşısında mobilitesi artar; ruhsal olarak bölünür; hatta parçalanır. Hızlı ritm, bireye çeşitli kişilik rollerini aynı anda yaşamayı dayatır. (kompartmanlaşma). Modern birey’in “kimliği”ni tariflemek için kullanılabilecek tek kavram “değişkenlik”tir. Hızla kimlikten kimliğe bürünen birey için “gerçeklik” erir, askıya alınır, aidiyet ve kişilik kaybolur veya bozulur. (paranoya, hatta şizofreni). Kişi, kendi değerleri ve doğruları üzerinden (olmayan) hareket edemez, kendine yabancılaşır. (Albert Camus – Yabancı; Y. Atılgan – Zebercet). Kişi, insan olmanın değerlerini askıya alarak “inhuman” olur.

BİREYSELLEŞME:

Descartes’ın “Cogito ergo sum”‘ın içinde öznenin yüceltilmesi gizlidir. Aynı zamanda ise aklın (ratio) önceliği.

Rasyonel x İrrasyonel

Rasyonel: akıl (ratiot) x İrrasyonel ( duygu/ beden / sezgi -aşşağılanır, özne (akıl) ile nesne (beden) sorunsalı belirginleşir.

Ortaçağ’da skolastik düşünce geleneğinde düşünceyi cezalandırmak için beden cezalandırılır. (Kendini kırbaçlama, falaka vb.) Kısaca akıl ve beden bütünleşik idi.

Modern dönemde ise akıl karşısındaki her kavram, nesne ikincil konuma itilir. Hatta gizlenmesi öğretilir. ( Ciddi ortamda gülmek hem kontrolümüzü kaybettiğimiz hem de düzeni tehdit nedeniyle aşşağılanır. Duygu kaynaklı herşey davranış kodlarına, bakışlara , mimiklere, rollere indirgenir; maskelenmesi öğrenilir. 20 yy başına kadar akıl erkek, duygu ise kadın ile özdeşleştirilir. 19 yy’a kadar kadının okuması, eğitim alması mümkün değil, tersine bedeninin örtülmesi gizlenmesi gerekiyor. (Bknz: R. Sennet)

  • Birey, eleştirel düşünen kişi; duygularıyla değil mantığı ile düşünür.
  • Toplumsal olanın yerine öznel olanın değer kazanması (17.yy liberalizmin başlaması)
  • Ailenin parçalanması (geniş > çekirdek > atomize)
  • Mimarlık ortamında cemaatsel olandan bireysele (Lonca, Beaux Arts’dan Artnouveau Bauhaus’a)
  • Disiplinden özgür iradeye.

(Uğur Tanyeli)

UZMANLAŞMA:

  • Buluşlar, akla ve bilimsel düşünceye sorgusuz inanç.
  • Simya yerine Kimya! Modern bilimlerin doğuşu:
    • Kuralların inşaası (evrenin işleyişine açıklama getirme çabası : mekanik)
    • Gerçekliğin ve doğruluğun inşaası (metodlar, açıklamalar, teoriler) (Hegel: Tez, Antitez,  Sentez)
  • Basılı materyallerin 17.yydan itibaren yaygınlaşması, bilginin yayılması
  • Bilimlerin saçaklanması, yeni bilimlerin doğuşu: Arkeoloji, Botanik .. vb.
  • Mühendis(liğin ayrışması)
    • Mimar
      • mimar
        • maketçi
        • fotoğrafçı
        • tekniker
        • bilgisayarcı >> şirketleşme
      • şehirci
      • peyzajcı
    • Mühendis
      • altyapı
      • inşaat
      • mekanik
  • Modern aile ve cinsiyet rollerinin oluşumu: Baba işe, Anne eve, çocuk okula.

ALGI ve ZİHNİYET:

Optik Gelişmeler: perspektifin bulunuşu (Rönesans_Brunelleschi) (Bakış noktasının yani Özne’nin önceliği.

Göz- Işık: Platon’dan beri ışıki görme ve bilmenin merkezinde bulunuyor. Vizyon ve Aydınlanma bile göz / görme / ışıkla ilgilidir. Modernlik de bu açıdan görme duyusu üzerine kendini inşaa eder.

Perspektif > Fotoğraf > Sinema

(vertov)

Önceleri bir temsil ve düzen aracı iken, fotoğraf “gerçeklik” iddiası ile yola çıkar ve “nesnel”dir, yorumdan öznellikten arınmıştır. Perspektif bizde hakimiyet kurar iken (tüm çizgiler bize odaklanır _ tanrısal bakış) (boulleu)

Fotoğraf ise modern dünyanın parçalı imgelerini birarada sunar: kolaj

Sinema ise bu durağan imgeleri zamansal kılar. Algıda yenlik: montaj (14) (Greenaway)

Mekan – Harita >>>>>>>>

Zaman-Saat ve Takvim >> Soyutlama > “nesne” haline sokma, bölme parçalama. (Bknz. D.Harvey)

 

yazı, zamanın ötesinden gelmiş  (Nuh Nebi’den kalma) ve “arayış”ın ve içinde debelendiğimiz durumun kaynağını çok iyi bir şekilde açıklar, halen daha bitmek bilmeyen moderen dünyamızı anlatır. sevgili Deniz Güner’in kendi kaleminden ve derlemelerinden oluşmuş bir metnidir. Referansları zamana yenik düşmüş ve internetten “wiki”lenebildiği kadar referanslanmıştır. Konuyu “iyi” ve sade bir biçimde özetlemiş olması da kendisinin güzelliğindendir.

UNADJUSTEDNONRAW_mini_2ab0.jpg