Kategori arşivi: lyriks

There must be some way out of here

“There must be some way out of here”
Said the joker to the thief
“There’s too much confusion
I can’t get no relief
Businessmen, they drink my wine
Plowmen dig my earth
None of them along the line
Know what any of it is worth”

“No reason to get excited”
The thief, he kindly spoke
“There are many here among us
Who feel that life is but a joke
But you and I, we’ve been through that
And this is not our fate
So let us not talk falsely now
The hour is getting late”

All along the watchtower
Princes kept the view
While all the women came and went
Barefoot servants too
Outside, in the distance
A wildcat did growl
Two riders were approaching
The wind began to howl

25% billiger!

hep aynı şarkıyla bitiyo’ bu geceler, bazen gündüzler de.

I like my loneliness and the thoughts it brings

The darkness can sometimes be a pleasure to me

I stand around on the outside I’ve been peering from the edge

Looking for the answers to the questions I’ll never ask

It’s from this place we’ll find our peace

And reconcile our bitterness

We have to.. we have to… brake break break break

Wash away..wash away

bu şarkı değil. ama neşeden yoksun olan bazıları var. bazen insan ne için uğraştığını unutuyor. bu da şarkılardan değil.

anlatamazssın,

ağlarsan ağla

…..

bu bitiş şarkılarından biri olabilir. bir kısmı tabi. sol kolumdaki çanta yarasını hissetmeyişim. bugün verordnung denen kağıdı kaybetmem, hissizlikten veya rüzgarın çok esmesi. ha bazen bi de, öyle durgun oluyo ki hava, biraz önceyi bırak, hiç rüzgar esmemiş gibi. ses etmiyoruz.

ama bi anlamı yok. ya da ben bulamıyorum. bazen aramadığımı biliyorum.

hayat buysa, ben yokum der gibi

bu da bar kapanış şarkılarından. yere kapaklanmış vicığdımı her an biri iğfal edebilirmişçesine bi tedirginlik. hangimiz yaşamadık ki bunu?

hepimiz yaşadık bu yalnızlığı. insanlara omuz vurmak feci ayartır insan benliğini. söylene söylene tekrar gidersin istiklale ordan da karaköye. daha çok vursunlar omzuna. bunalıp bunlardan kaçtığın yerlerde, insana kaçabildin mi ki diye de sorarlar. sormazlar mı? ne kadar kaçabildin diye de sorarlar adama. bedeli neydi diye de sorarlar. süreklilik esastı bulutlar için, niye sabredemedin iki dakika diye de ekleyebilirler. neyse biz bunlara aldırmayalım. biz müzeler bölgesine gidelim. orada eski bi arkadaşı görelim. neyi ne için feda ediyosundaki, “neyi” kısımlarını hatırlayalım. çok bişey ifade etmese de korkularımızı, panik atakları, tükenmiş sendromlarımızı yad edip geri dönelim.

bu bi kaç sene çok yalnızlık yaptı be… ondan önceki bi kaç sene de öyleydi. düzelmez bundan sonra sanırım. her alışın bi karşılığı var zira. etki-tepki. bi şarkı biterken, ama daha bitmeden, bir sonraki şarkının başlangıcının zihne musallat olması.

bir de acı çektiğini ve seni iyileştirebileceğini düşünen bazı insanlar var sokaklarda. almanca bişeyler söyleyip sadece 30 sn kadar süreceğini söylüyolarlar. eh kıyamıyorum hiçbirisine. aynı dediğim halde, hafifledi anlyorlar, belli ki almancam bozuk. inanmıyorum dedikçe de ben inanıyorum, bu yeterli diyorlar. bu nasıl bir inançtır ki bana gelmiyor diye düşünmeden alamıyorken, tek başına, bir araftan da ağrı çektiğini düşünen, gören insanlar olduğunu ama dertlerinin de bacağına dokunup acıyı hafifletçeklerine ve böylelikle de kendilerinin hafifleyeceğine inanan bencil insanlar olabileceklerini düşünüyorum. o an insan ne düşüneceğini bilmiyor. ağrını hafifletmeye çalışıyorsun. karşıdakini hafifletmeye çalışmak galiba bu, yoksa inanmayışım kadar almancam bile yok ondan mı? bilemiyorum. biraz önce bir taraftan yazacağıma bir araftan yazmışım. aslında evet, o daha doğru, bir araftan sesleniyorum.

veya sesim hiç çıkmıyor. edebimle atlatmaya çalışıyorum ama edepsizliği de kime yapayım. mantıken yazı yalnızlık üzerine. tek kişilik, demokratik bir yalnızlık.

atlatamıyor olabilirim ama atlatmak da artık biraz yalan. dediğim gibi bir anlam bulmakta epey zorlanıyorum. hani eskiden içimden çıkmak isteyen bişey var ama sadece zorluyor demiştim ya, hah, su gibiymiş, sıvı yani, kabın şeklini aldı o.

atlatayım derken de ucuza kaçıyorum belki, pintilik zor zenaat. zira %25 daha ucuz olduğunu görerek edindiğim şişeyi kasa eski fiyatından geçiriyor. meğerse bana %25 ucuz değilmiş. belki ben önceye göre % 25 daha ucuzum. o da bi şık.

leider yalnızlık %25 daha ucuza alınacak bişey değil.

bitiş şarkısını henüz boşalmamış şişelere ithafen henüz çalamıyoruz. biraz daha dans edeceksiniz.

it’s our fault
when it all
gets into everyone’s lives
but are we really to blame ?
it’s like a pain in the chest