Kategori arşivi: ağrı

terlik teki

her şey çift yaratılmış derler. mesela günlerce süren, nereden çıktığı belli olmayan ve hep bi çifti bulunan ağrılar. bu ağrılar çiftleşir ve genel olarak bir batında en az 3 başka ağrı doğurur. ağrıların çiftleşmesini izlemek mide bulandırıcıdır. doğumlarını izlemek insanı zayıflatır ve dimaklar tutulur yeni yavrular tarafından. kognitif fonksiyonlar, x’in karelerinin koordinat ekseninde olası grafiklerini çizmek yerine, film şeridi gibi geçirir tüm bi önceki hareketlerini, söylediklerini, davranışlarını. bir çözüm aramaktan ziyade, kendini suçlayacağı ve suçunu günahını arayacağı yobaz bir şeridi sürekli oynatmaktır.

dekonstrüktivisttir yazılamayan düşünceler. kendini parçalara ayırır vücut ve başka, faydalı olsun diğer bileşenleri, içine alıp tekrar oluşturmak ister, ufak bir ferahlama için. isyan etmemek gerek düşüncesi de yobazlıktır. zira tanrı bu kadar cezalandırıcı olmamalıdır. ağrı kesiciler cennetten kovulan efendi değildir.

hiç dinlemeyeceğin bi şarkının, başka biri tarafından söylenen ‘cover’ı bir huzur meselesi olamaz. vücudun ağrılarına şarkılar yazılmıştır çokça, vücut ağırlığına yazılan şarkıları kimse dinlemez. insan kendi ağırlığını neden hissetmek istesin?

bu şarkıyı ağrılarına kimse ithaf etmez: https://youtu.be/IqPATbDhrb4

“It’s not much of a life you’re living
It’s not just something you take, it’s given”

terliğin diğer teki kayıp değil. çift yaratılan terlikleri kıskanmak ve onları ayırmak da değil. içerisine taş girdiği için havaya fırlatılmış değil:

19 numaranın üstünde, hafifliğimle rüzgarda savrulmak, denize doğru bir sorti, martıların akımından yararlanıp süzülmek, daha sonra tüm hafifliğimi rüzgara bırakıp, beni yağdırıp, tekrar toprağa düşürecek bulutlara bile takılmadan, bi anda hiç, ama hep olmak. sevdiğim insanlara yukardan hafif bir esintiyle yolladığın fısıltı şeklinde gülücük, kim bilir, belki önce ayın atmosfersizliğinde nefes nefese, yaşamak bir gök taşı gibi tek ve hür, ve bir asteroit gibi kardeşçesine. (ve bilinçsiz)