blog’a yazan

EDIT: neyin altında kalıp kırıldım?

böyle edebi bir şey değil, belki sadece bir şaka: başarılar demenin Almancası gibi.

ama komik bi taraftan….

nereden geldiğini, nereli olduğunu uzundur unutmuş… kırıkların annesi, coach-surfer.

the sofa king / king of the sofa’s


yolculuğa çok uzun zaman önce başlamış olsam da, yolda olduğumu, belki hep yolda olduğumu çok yeni farkediyorum. yol’un kendisi iyi tabiki, fakat yol’un büyüsü diye bişey varmış duyduğum kadarıyla, yol’un büyüsüne kendini kaptıran da bir daha geri gelemezmiş. hangi büyü altında nereye, neden gittiğimi de bilmiyorum. yorucu bişey yol, bi taraftan zevkli, bi taraftan heyecan ve paçaların tutuşmasına etken. kaynıyor işte bişeyler yerimde duramıyorum.ve yine dendiği gibi de biraz uydum-akıllıymışım.

uymayan akıl ise beni bırakıp başka yerlere gidiyor, hergün! hergün başka bi yere yolculuk..

her neyse, kürkçü dükkanı tabiri çok kullanılıyormuş bu işlerde.. gerekli olduğunu da düşünmeye başlıyor insan..


yardımcı oyuncular: pregabalin, duloxetine, metamizol sodyum, tizanidin.


“Kimse kendinden bir yere gitmiyor Yaşıyoruz sessizce yaramızı severek…” Şükrü Erbaş

“Kimsenin öldüğü yok, Yaşadığı da. Herkes biraz var, O kadar.” Edip Cansever