bekleyiş

önümde bir duvar; bir metre kadar önünde oturmuş, üzerinde açılmış “yararlı boşluktan” dışarıya bakıyorum. yemyeşil ağaçlar, sarmaşıklar bekleyişin bir parçası fakat ne bende ne onlarda bi karşılığı yok bu bekleyişin. onların yaratana temaşası benim ancak bilinçsiz seyirim, aslında ne demek istediklerini anlamayışım. arkası tepelik ağaçların, bozkır fon en az benim kadar duygusuz. etrafım, genişçe bir çevre ana merkez. benim de tasmamın zincirinin bağlı olduğu çubuğun olduğu merkez. uzun aralıklarla kaybolmama izin vermeyen, her yerime dolanmış sağlam zincir bacağımı yakıyor, kalçam, belim ve sırtımı çok acıtıyor. nerdeyse nefes aldırmayacak düğümün çözülmesini beklerken, eskiden olduğu gibi nereye koşacağımın bir ön-sevinci bile yok. ağzının payını çokça almış salyalarım zincirin merkez tarafında, yere de bolca yayılmış, adım atsam kayıp, amaçsız, hırssız, öngörüsüz, hayalsiz ve isteksiz ve duygusuz bozkıra yalpalıyorum. hava sıcak, toprak sert; düşmemek için yine birilerine tutunuyorum, düğümü çözsünler diye bekliyorum. beklerken kendimi oyalamaya çalışıyorum. ağrı ve acının düşündürttükleri çok acayip ve unutkan ve aptal. kendimin çözemeyeceğini, bana bağlı olmadığına inandırmışım kendimi. başkasından mı sırtıma saplanan bıçaklar yoksa kendi öz gerginliğimden mi. soru işareti bile varlığını belli etmiyor. kendi inadım mı acaba zincirin, varlığını varsaydığım yakıcı kısımları() güçsüz hissediyorum yere basarken. dışarı çıkamıyorum henüz.

yaklaşık dört sene önce öldüğümde hafifleyeceğini sanmıştım her şeyin. daha ağır ve ağrılı oldu arafın bu şekildeki zuhuru. bir nehirde gondolun üzerinde olacağımı da hayal etmemiştim gerçi, zincirleri de pek düşünmediğim gibi: öbür tarafa geçmeye çalışınca da zincir acaba beni tutar mı?

arafta zamanın nasıl işlediğini de çözemediğimden soruyorum: kafamda yarattığım her zinciri kırmak 10 dakikadan kısa sürer mi?

zaman ve mekanı birbirine katıp harmanlayan, gün batımı renklerine bile karşı çıkıp, üstüne örtmemiş bu bozkır, acaba bu iki mevhumun benim bekleyişimle bağlantısının farkında mı? bu ikisini bi ayrıştırıp, ilerleyiş ve bekleyiş zincirini gevşetecek mi?

kendi “faydalı boşluğumu” bulduracak mı bu yer ve zamanlar?

yoksa?! zincirin başı da sonu da hep aynı arapsaçı mıydı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.