tarih bu gunu gosteriyor oysa ki

adalara yazdigimiz sarkilar yanlis anlasilmasin, farkli dalgalara yutulmasin, bizi kendimizden ayirmasin, bizi etkilemesin.

tahammül sinirlarinda bir endonezya macerasi ki, koca ulkenin buyuk bir kismini bile gormemisim. sicak suya girmek istemedigim gibi, ne bunaltici ve israrci yerli halktan ne de kendi kafamdaki ilacsiz zamanlardan keyif aliyorum. 

yaniltmasin tabiiki ama, kuta olsun gili adalari olsun, burada bisey yok. ben yokum bi kere, beraber olmak istediklerim yok. raki sofrasi yok. yemek yapan yok. mercimek corbasini yalayip yuttugumuz yunanli arkadasin uzosu bile bitmis. bitmis koca sehir, hic birsey yok. hindu ve sunulanlar ve sunaklar. tutsuler ve kokular ve sen ve ben de yokuz. ben de yokum. kizgin ve yokum.

danimarkali biri var, yasindan buyuk. basindan buyuk islere kalkmis dolasiyor etrafta, daha da dolascak. bir takim dersler de veriyor. parmaklariyla ittigi enerjileri saymassak; yasimdan kucuk; derslerini alsam da sabahin ilk isiklari ve yolculuk oncesi dokulen gozyaslarina kuta’ya oldugu gibi ona da veda, ve veda edemiyorum.

hemen oncesinde, onun da oncesinde konustugumuz seyi tekrarlayan, yani hersey bi sebepten olur’u anadilinde soyleyen, guney londrali ve bize aldigi biralarin artik son etkilerinden de olabilir, yani buyuk, yani 660’lik bintanglardan da, olabilir, normal,  bize biseyi belletmeye calisiyor gibi yapiyor biseyler. surekli ayni seyi tekrarlarsan mesela 40 kere, o olurmus gibi. 40 ve fazlasi ters de tepebilir, ama oyle olmasi gerektigi icin. everything happens for a reason, yani, olmuyor. ben ve benim gibi terapistlerin, tekrar ve telkin yoluyla kendilerine ve hastalarina soylemeye calistigi sey, bi yerde. terzi kendi sokugunu dikemezmis, ben kendime ne dikeyim? 

sarki mi yazayim, yemek mi yapayim? 

israr eden tum saticilara, herseyi pahaliymis gibi sunan tum esnaf ve sanatkarlara, transportation diyen dillerine, el hareketlerine, kustahliklarina, masrum ve wid diyen epey esmer isnanlara vesaire, vesaire..

ve tabiki israr eden tum ben, herseyi pahaliymis gibi yapan ben, ve burdan gidelim, transportation diyen yine ben, dilim, iki aydir yazdigim defterim, el hareketlerim, kustahligim ve herseyime karsi ve karisan ben, ve bana olan kizginligim.

bilinen birinin yazdigi bir sarkiyi, kendine yazmis olmali dedirtecek bir uzuntu, sonrasi ve hala oncesi icerisinde yine omuz agrisi, yorgunluk ve zaman kaybi, zaman kaymasi ve saga donen dar sokakta karsima cikmam. korkmam.

yakinlardan, yakinimiza gelen arkadaslardansa bile, kafamin icindeki sarkilara diyorum ki, kendinize uzuluyorsunuz sadece, duman, kendinize buzuluyorsunuz. bu yuzden kizip bunalmayin. 

selam soyleyin, sizde kalmasin. zor deyin. cok zor. artik yoruldum, aslinda oturum bekliyorum, ama uzun hikaye ve uzun tum hikaye o an ne hissettiginize gore degissin, degisir yani. hangi dilde analatacagiz?

neler yasadigini biliyorum, senin tek arkadasinim, karanlikta yol gosterebilirim, gorunmez olabilirim. uzulursem bil ki kendime uzulurum, sarkiyi da kendime yazarim. yemek yapmayi da bilirim. kendi basima asla raki icmem. 

kendine uzul yani s3e2, sarkilar da kendine boylelikle. yasam boyu yasama basarisi odulune kavusmak ister misin bilmem ama onunde dans eden topluluga bir gulumse lutfen, izin ver iste bazen seni cignemelerine.

cok da gili, cok da trawangan, cok da turist. orada bisey yok!

oda bos, ev bos. ilaclarinizi aksatmayin a dostlar. tarih, yani bugun bunu gosteriyor. daha da genisletilebilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.