ölüm an’ı

bulunduğum oda veya odalarda ölüp, ölüm anında kendi bedenine gömülmüş bir ruh olarak tekrar göründüm. kayıp, içi boş bir beden ne kadar o odanın veya odaların, duvarına veya duvarlarına çarpıp durursa, o kadar. fazlası değil. fazlası neydi ki zaten? hiç sormadım. ama fazlasını da hak etmiyor gibiymişim. hakettiğim kısım duvar veya duvarlara durmadan çarpmak. kafamı vurmuşum. içim üstümde birikmiş. bu halde beni tanımaman normal. aynı odada olduğumuzu söylüyordun ama birbirimizi bulmamız benim tekrar görünmeme bağlı değil. ölüm an’ı beden soğumuş olursa, uzaklaşmış sayılır mıyım? üzerimde biriken kısmımı sıyırmak istemediğine göre, içimdeki bulantıyı da bir kaç zaman daha bozulmadan saklayabiliriz. oda havasız zaten. nefes alınmıyor, eh bedenim de çürümüyor.

18:21

an’i bir ölüm

elimde değil: gölgesi büyük, yükü ağır. ben yapmadım ama bir ada bulup oraya gömmek en doğrusu. şehirler geçsin, ülkeler geçsin üzerinden, mesela yunanistan. çok içmeden dışarı çıkmayalım orada. yola çıkmayalım gecenin bi vakti. bulursak dışarda, ortak bir tanıdığımızı kiralık katil olarak tutalım. yaşadıklarımız hala nefes alıyor mu en iyi o bilir. atarsa denize malik bilir. dalgalar üzerini örtebilirse zamanında, gerçek ölümü o an’ın elinden olsun.

bir zamanların köpürtüsü

bir kaç dekad önceydi. pencere açık, alacakaranlık içeriye davet edilmiş. esintiyle beraber tabi. esinti ama, sol elimdeki yanmayı hafifletmiyor. t-shirt ters. içim dışımda, başım bulanık. oynat tuşu daha önce bir sürü insanın bunalımına konu olmuş. eldivenle her şeyin önceden yaşanmışına tuşlamak lazım. hangi vakit kim neyi yaşamış olabilir. vakitler bulanık evet ama bulanık bir beyin bile günde iki kez pencereden uçar gider. köpüğü kalır.

bir kaç dekad açık pencereden esintiyle birlikte, alacakaranlıkları alıp gitmiş. kuşluk vakitleri sol elimdeki yanmayı hafifletmiyor. t-shirt fırlatılmış bi’ kenara. içim çamura bulanmış, dışımda gelişiyor başka hayaller. oynat tuşu iki dik çizgi yanyana konumunda. daha önce de, kendilerine özel olmayan tuşa basmış birileri. hangi daha önce bulanık değil ki. bulanık bir daha önce bile günde iki kez şu anmış gibi insana bişey hissettirebilir. gelecek bi zamanı köpürtür.

bir kaç dekad sonraydı. pencere açık, alacakaranlık içeriye davet edilmiş. esinti kontrolü kaybetmiş. boşlukta sürükleniyor. esintiye neden olan fiziki şartlar nefes almayı, aksi gibi, kolaylaştırmıyor. köpük, karbon-dioksit belirtisi. karbon-dioksit sol elimde bi kere daha yanıyor. karbon-monoksit daha boğucu. ters t-shirt boynumu büküyor, yardımcı olabilir gibi değil. dışım içim buruk. başım bulanık. oynat tuşunun oku ileriyi gösteriyormuş gibi yapıp eski şarkıları çalıyor. şimdi o şarkılara daha da çok bunalım yapılmıştır. bana özel bi şarkı yok. kimseye özel bi şarkı yok. her şeyi önceden yaşamışlar. hepsini yaşamış gibiler. hangi vakit kim neyi yaşayacak, benim özel meselem değil. özel meseleler bulanık evet ama bulanık bir bacak bile günde iki adım atabilir. geçmiş bir zaman köpürebilir.

UNADJUSTEDNONRAW_thumb_56a9.jpg

14:47