genesis 1:3

3ün biri hayatlar için, o kadar ışık yakılır mıydı?

yakılmış. ayaktan başa giden yolda kasıklarda tıkanan yanmalara yakışmış. kasık olmamak için olmalı ki, rahatlıklar kolay yoldan gelmedi.

hisse, his ise yani, 3. IPA’msi ev-el yapımı 19 no’lu biraların koyu sidik rengi, gazı iyi biranın 3.sünün hissi: iyi. yanmalı hissin devamına iyi. tizanidin etkisini azaltmamalı, tüm bunlara rağmen.

uyu-ş-uyu

keskin vir-aj bi’ gün

evde bi bıçak var. evde daha keskin durumlar da var. ev de yumuşak hatlarıyla belki kendini belli etmiyor. keskin bi ayrım yok. Geçtiğimiz pazar günü de keskin bir yalnızlık. en kendinle olduğu için keskin bi’ anı akışı. bazı şarkılar.

ana dilimin varamadığı için ecnebi dillerde yazdığım tam dört yıldönümünü anlatan keskin dönüşler de bugün. bugünün tam dört yıl önce çok da keskin olmayan bi’ virajın görülmemesini müteakip yaşanan ‘ilginç ötesi keskin ve yumuşaklıklar’ da ayrı bir hayatın da anlatımı. Bu hayatın olmayabilir de.

keskin bir-vir-aj. ayırdetmesi çok zor çizgiler. bıçağın keskinliğini bile yumuşatabilecek bileyler.

ben yok muyum?

bana bi’ sigara sararsan sana anlatayım:

önceden görüldüğü yalnızlıklardan değil bu. görülse karşımda, kim derdi ki bu bi’ yalnızlık? daha önce görülmemiş bi yalnızlık olsa gerek. .- çalışıyorlar bi taraftan. ben bi’ varmış, ben bi yokmuşumcasına da çalışılıyor bi taraftan. ben biraz varmışımcasına da bi’ çalışma-ma da var; olabilir. çalışılmasa da mühim olanın, gür bi’ akşam isteği, daha doğrusu, sabahtan bi’ isteğin akşamın gür’ce sessizliğinde kaybolup gitsin diye bi çalışmazlık; bi bekleyiş. bi bekleyişin, bi beklentiye dönüşmemesi isteği. durum zaten müsait değil. bu bi’ iyi düşünce örneği olabilir. evet, geldiğim gibi gidebilirim, ters yöne gidiyorsan zaten mühim bi durum yok.

her yer benim evimdir. banyoları yıkım-sökümlenmiş olabilir. yeni tesisatların yerleri belli olamayabilir. akışın yönü belirlenmemiş olabilir. hatta akışta kalmak zorunda olmayabilir, sadece uyumak isteyebilirim.

umursamaya da (bilinir) ama sorumlu da hissedebilirdim. belki de olmaz böyle bi’ şey enerjimdendir. olur diye gelsem de.

-de, -da: sarma sigara, bendebiseyyok.com.

gel-me

yalnız geldiğini düşündüm, biriyle geldiğini düşünüyorum, içinde biriyle geldiğini görüyorum. gel-mediğini hissediyorum. içimde biri yok. içim yok. içimin her şeye açık olduğunu düşünemiyorum. düşünmek en büyük cezamız; biraz da onu görüyorum.

bi’ başka gün

çok yazmam ben. yazsam da anlatamam zira. anlatsam da açıklayamam; bu bilinir.

siz sevgili dünya! hiç bi şekilde karşımızda tezahür etmeyen zamanı, hayatımın ilerleyişine nasıl sokarsın(ız)? ben perşembe ve salı günlerini takip etmek zorunda mı(yım)?

bu kadar Gürece’li kavramı nerden ne zaman soktun , canım, hayıtıma? oysa kafalarımız Dirmilyondu.

evin dediğin yer, çantanın boş olduğu yer demişler. bu bilinir.

sırtında boş çantayla gezdiğinin resmini çizebilir misin? demişler mi?

böyle …

1/4 yok

imkanığ yok, yazsan fayda değil. yazmasan faydası orada değil. 3/4 sen değil. toprak değil filizlensin, budanmış da sürgün verir de değil. üstünde, yani neredeyse bi üst katta değil de tepinsin. ben kimim? zaman durur gibi yaparım, nasıl geçtiğine şaşarım. neyse zamandan, ne değilse mekandan kopmuş gibi.

ümidimin yokluğu, yüzdüğüm yerden de ziyade kulaçmadan geri-geldiğinde.

hiç de ayıpetmedim. hiçte ve bu dünyada. hiç de ayıbetmediğim akan zamana, değdiğim her zaman ve .-/ döndüğüm ve benden olmayan bi yolda da hiç değil. ben zaten bi yaşanan neyin umudunun olmasından kime ne yani?

çok uzak değil 1999 yılına girilen bi akşamın sarhoşluğundan meyhane ismini yasakladık. gitmedik de etanolhane ki o da bi yere kadar ama her girdiğin çıktığında eline bi tutam sıkarsın da kurutur elini,:/; sen ki hayatının içine ıslak mendil. bi ıslak bi bar, bi birahane. sen sor, sen zor da, sen çok zor.

sevgi ve özTürkçe suratına çarpan, anlamlanmamışlıklar; ki anlamayı ve anlamı kalmamayı çözmüş bi anlatım; bi özgürce iç salınım. eh, içe de salımım. eh peh; dıştan da salınanlar. sana doğru sallanıp da, salıncak ve fizik kuralıyla gerisin geriye salınımlar.ne gibisin? kafamdakilerin dörtte birinde, karşılaştıklarının binde ikiyüz-ellisindeki gibi sevinmediğininin, ilk ağzından çıkanına oranı, yine bir mi ki, bir bütün hissettin kendini veya kendinden ayrı görmedin her-hangi bir rengi? ağlama rüyanda, gözünden görmüş-gibi.

üç/bölü/dördündü ilk anlattığın da her sene bütünlendin sandın da, birin bile 3üne-beşine bakmadığın umutların olmuştu.hayalet gibiydin de kim seni görünür kıldı da hala varım diyorsun.

aşınan yollarını yamadılarsa ayak tabanınla karşılaştır. kim aşınmış, hangisine aşinaymış da gelmessen yalandan? olan olmuş. son dersin de, sözünden dönenler de var mı, yok mu, son mu? son diye bi’ şey yokmuş: demek ki orada bi’ şey yok(muş).

durum

renkler, tadlar, kokular; renksizlikler, tatsız-tuzsuzluklar, kokusuz renkler, tuzlu tatlar. garip duygular ve duyguların durumlarındaki bozukluklar. git-ler gel-meler. ağaçların yarı gölgelerinde yer çekimi, yeri geldimi-ler, yersizlikler, yerden konteksten bağımsızlıklar. bitsin-ler, gitsin-ler.

söyleyecek çok şey var da, ne var yazacak? pek de bi’ şey yok.